5 Ocak 2018 Cuma

Çevre Sorunları Nelerdir? Çözümleri Nelerdir?

çevre sorunları nelerdir

Çevre Sorunları


Doğada var olan canlı varlıklar hep birlikte uyum içinde yaşamlarını sürdürmekte ve bu alana çevre denmektedir. Doğadaki tüm canlılar çevresindeki diğer varlıklar ile uyum içinde yaşamlarını devam ettirirler. Doğadaki tüm bitkiler, hayvanlar ve mikroskobik canlılar uyum içinde yaşarlar. Çevreyi meydana getiren canlı halkalarından birinin yok olması, diğer canlıların olumsuz yönde etkilenmesine ve bunun sonucunda çevre sorununa neden olmaktadır.

Hızla artmakta olan dünya nüfusu, verimin artırılması amacıyla kullanılan tarım ilaçları, yapay gübreler, sanayileşme, çarpık kentleşme, nükleer denemeler ve deterjan türevi kimyasal maddelerin kullanımı çevre kirliliğine sebep olarak çevre sorunlarına neden olmuştur. Bunun sonucunda kirli hale gelen toprak, su ve hava canlıların yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.


Genel olarak çevre sorunları insanlar, hayvanlar ve bitkilerin yaşadıkları ortamın doğal yapısına zarar vermektedir. Bu tahribatın hızı hayatın yoğun olduğu alanlarda hızlı, yaşamın ve yerleşimin olduğu bölgelerde daha yavaş olmaktadır. Bozulan bu doğal çevre sonucu, bu ortamda yaşayan tüm canlıların yaşamları negatif yönde etkilenmektedir. İnsanlar daha ferah yaşam koşullarını kendilerine sağlamak için çevreye zarar vererek çevre sorununa neden olmaktadırlar.


Çevre Sorunlarının Çözümleri

  • Çevre denetim ve yönetim sistemlerinin etkili ve sistematik bir şekilde kurulması gerekmektedir.
  • Çevre sorunları çözümünde sivil toplum örgütleriyle temas kurulmalı ve ortak çözüm planları yapılmalıdır.
  • Çarpık kentleşmeyi engellemek için şehirlerin imar planları sistemli olarak çevresel durumlar göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir.
  • Şehir içerisindeki mevcut yeşil alanlar artırılmalı ve böylece şehirlerin nefes alması sağlanmalıdır.
  • Sanayileşme düzenli bir şekilde planlanmalı ve mutlaka şehirlerden uzakta kurulmalıdır.
  • Çevre sorunları çözümü için entegre atık çalışmaları geliştirilerek atıklar minimum miktara indirgenmelidir.
  • Enerji üretimi için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlar yapılmalıdır.


Devamını Oku »

3 Ocak 2018 Çarşamba

Çevre Kirliliği Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

çevre kirliliğinin nedenleri

Ekosistemin doğal dengesini bozan ekolojik zararlara çevre kirliliği denir. Çevre kirliliğinin asıl sebebi insanlardır. Hava kirliliği, toprak kirliliği, su kirliliği, görüntü kirliliği, gürültü kirliliği de çevre kirliliğinin arasında yer almaktadır.

Çevre kirliliği farklı kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halinde olan kirletici maddelerin doğada birikmesi halinde meydana gelmektedir. Çevre kirliliği, dünyadaki bütün canlıların yaşam sağlığını etkilemektedir.

Maddelerin yapısal niteliklerini bozan yabancı maddelerin su, hava ve toprağa karışmasına çevre kirliliği denir. Bu durum insanlar ve diğer canlılar açısından oldukça kötü bir durumdur.     

Çevre Kirliliğinin Nedenleri Nelerdir?

  • Fabrika ve sanayi tesislerinin bacalarından doğaya salınan filtrelenmemiş gazlar ve bu tesislerin atıkları,
  • Toprağa ve su kaynaklarına karışan kimyasal maddeler,
  • Verimli ürün elde edebilmek için bilinçsizce kullanılan gübreler ve tarım ilaçları,
  • Isınmada ve ulaşımda kullanılan kömür ve türevi yakıtlardan çıkan zararlı gazlar,
  • Doğaya atılan plastik maddeler ve çöpler,
  • Ayrıca parfüm ve deodorantların içerdiği gazlar çevre kirliliğinin nedenleri arasındadır.
çevre kirliliğinin önlenmesi

Çevre Kirliliğinin Sonuçları Nelerdir?

  • Sahip olduğumuz su kaynakları gün geçtikçe azalmaktadır.
  • Erozyonlar meydana gelerek toprağın verimi düşmektedir.
  • Dünya iklimi değişikliğine uğramaktadır. Buna küresel ısınma denmektedir.
  • Ekosistemin dengesi bozulmaktadır.
  • Yeryüzünün coğrafyası her geçen gün değişmektedir.
  • Ayrıca canlı çeşitliliğinin azalması çevre kirliliğinin sonuçlarındandır.

Çevre Kirliliğini Önlemek İçin Yapılması Gerekenler

  • Sanayi bölgelerinden çevreye zarar vermemek için gereken tedbirlerin alınması gerekmektedir.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması gerekmektedir.
  • Doğada bulunan çeşitli canlı nesillerinin devamlılığının sağlanması gerekmektedir.
  • Bilinçli tarım yapılması konusunda çiftçiler bilgilendirilmelidir.
  • Ormanların yok edilmesi engellenmeli ve yeni orman alanları oluşturulmalıdır.
  • Su kaynaklarının kirletilmesi engellenmelidir.
  • Ayrıca çevre kirliliğinin önlenmesi için okullarda eğitim verilmeli ve yerel halk bu konuda bilgilendirilmelidir.



Devamını Oku »

31 Aralık 2016 Cumartesi

MS (Emes) Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Halk arasında MS hastalığı (emes hastalığı) olarak bilinen Multiple Skleroz hastalığı, komutları ileten sinir tellerinin etrafındaki koruyucu role sahip miyelin kılıfının hasar görmesi sonucu görülen hastalıktır. Miyelin tabakasının fiziki olarak tahribatı sonunda beyinden gelen mesajlar yavaş iletilir ya da iletilemez.

MS hastalığı (emes hastalığı) kaslarda güçsüzlük, dengesizlik, kısmi felç, görme ve konuşma bozuklukları gibi çeşitli belirtilerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Dünyada 2 milyona yakın insan MS hastasıdır. Sıcak iklimlere sahip ülkelerde emes hastalığına az, nemli iklimlere sahip olan ülkelerde MS hastalığına daha çok rastlanmaktadır. Ekvator kuşağında ise neredeyse hiç rastlanmaz.

Çoklu skleroz olarak da bilinen MS hastalığı sinir sisteminin kronik hastalıklarındandır. MS hastalığı beyin ve omurilik hastalığı olarak da bilinmektedir. MS hastalığı insanda beynin görme, yürüme ve konuşma fonksiyonları üzerindeki kontrolünü yitirir.

Emes hastalığı erkeklerden daha çok kadınlarda, siyahîlerden çok beyaz olanlarda ve ailesinde ms hastalığı geçirmiş olanlarda görülmektedir.

Vücutta merkezi sinir sistemi sinirler boyunca, vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesaj ileten bir telefon santrali gibidir. Gönderilen bu mesajlar bilinçli veya bilinçsiz bütün hareketleri kontrol altına almaktadır. Emes hastalığı da gönderilen bu mesajların düzgün bir şekilde algılanmasına engel olur.

Emes hastalığı belirtileri ne yazık ki hemen etkisini göstermez, başlangıçta çok hafif belirtileri vardır. MS hastası hiçbir şekilde hastalığının farkına varmaz. Bu yüzden Emes hastalığına sahip bir kişi doktora gittiğinde hastalık ilerlemiş olarak teşhisi konur.

Devamını Oku »

24 Aralık 2016 Cumartesi

Mineral Nedir? Minerallerin Görevleri ve Özellikleri Nelerdir?

Mineral, yer kabuğundan kimyasal bir bütün halinde homojen olarak ortaya çıkan inorganik maddelere verilen isimdir. Genel olarak bir minerali tanımlamak ve onu diğerlerinden ayırmak zordur. Bunun için mineralin mikroskop ile detaylı gözlemlenmesi gerekmektedir. 
Mineraller vücudun %4’lük bölümünü oluşturmaktadır. Mineraller sağlıklı sinir işlevlerinin sürdürülmesinde, vücut sıvılarının dengelenmesinde, kan ve kemiklerin oluşumunda önemli rol oynarlar. Ayrıca mineraller kan basıncında, kalp ritminde, üremede oldukça önemli rol oynamaktadır.
Doğada 2500 değişik mineral olduğu bilinmektedir. Minerallerin sertliği, diğer minerallerin hangilerini çizebildiğiyle ölçülmektedir. Her mineral kendisinden daha yumuşak olan minerali çizer. En yumuşak mineral talk (pudra), en sert mineral ise elmastır. Minerallerin parlaklığı ise ışığı yansıtmasına göre metalik, sedefli, mumlu veya saydam olabilir.

minerallerin görevleri

Minerallerin Özellikleri


Mineral doğal şekilde homojen oluşan, belirli bir kimyasal bileşime sahip inorganik kristalleşmiş katı bir cisimdir ve minerallerin özelliklerini şöyledir:
  • Doğal olarak oluşurlar.
  • Doğada katı bir biçimde yer almaktadırlar. 
  • Herhangi bir parçası bütününün özelliklerini taşımaktadır.
  • Belirli bir kimyasal formüle sahiptir.
  • Mineralleri kimyasal yollar ile elde etmek mümkündür.
  • Mineraller inorganik olan maddelerdir. 
  • Minerallerin kristal hale gelmiş dış yapıları düzgün geometrik yapıdadır.

Minerallerin Görevleri

  • Sağlıklı kemik ve diş yapısı için çok önemlidirler.
  • Kalbin düzenli çalışmasını sağlarlar.
  • Vücuttaki su dengesinin korunmasını sağlarlar.
  • Sinir ve dolaşım sistemi için çok önemli yardımcıdırlar.
  • Hücre gelişimi ve yenilenmesinde görev yaparlar.
  • Vücuttaki bütün organların görevlerini düzenli bir şekilde yerine getirmelerinde doğrudan etki ederler.
  • Vitaminlerle beraber çalışarak diğer besin maddelerinin faydalı bir şekilde kullanılmasına yardım ederler.

Devamını Oku »

Jeotermal Enerji Nedir? Nasıl Oluşur?

Enerji kaynakları, yenilenemeyen enerji kaynakları (petrol, doğalgaz, kömür ve nükleer enerji) ve yenilenebilen enerji kaynakları (güneş, rüzgâr, jeotermal enerji, hidrojen, gelgit ve dalga enerjisi) şeklinde sınıflandırılmaktadır. Dünya’da enerji ihtiyacı için büyük ölçüde yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanılıyor olması çevre sorunlarını önemli miktarda artırmıştır. Bu sebeple çevresel etkileri az olan yenilenebilen enerji kaynaklarına yönelme her bakımdan daha avantajlı olmaktadır.

Jeotermal enerji yer kabuğunun farklı derinlikteki bölgelerinde birikmiş ısının oluşturduğu, sıcaklığı sürekli 200 C'den fazla olan, etrafındaki yer altı ve yer üstü sularına oranla daha fazla miktarda erimiş mineral, çeşitli gazlar ve tuzlar içerebilen sıcak su ve buhar olarak tanımlanabilir.

yenilebilir enerji kaynakları

Jeotermal Enerji Nasıl Oluşur?


Yağmur ve kar şeklinde yeryüzüne ulaşan sular, yer kabuğunda bulunan çatlaklardan sızarak magmanın ısıttığı kayalara ulaşır ve kızgın kayalara ulaşan su ısınır.

Isınan su ise dünyanın çeşitli bölgelerinde volkanlar ve gayzerler şeklinde ortaya çıkar. Yeryüzüne çıkan bu suyun sıcaklığı genelde 150 santigrat derecedir.

Yer altından çıkan bu sıcak su ise bazı buhar türbinleri yardımı ile elektrik enerjisine dönüştürülmekte ve bu duruma jeotermal enerji denilmektedir.


Jeotermal Enerjinin Kullanım Alanları Nelerdir?


  • Temiz ve içilebilir su elde etmek için,
  • Elektrik üretimi için,
  • Kereste, odun ve balık gibi ürün ve yiyeceklerin kurutulması için,
  • Şeker ve tuz üretiminde,
  • Alüminyum elde etmek için,
  • Konserve sektöründe yiyeceklerin hızlı bir şekilde kurutulması için,
  • Çimento kurutulması için,
  • Tarım alanında seraların ısıtılması için,
  • Kaplıca tedavileri için jeotermal enerji kullanılmaktadır.

Devamını Oku »

3 Eylül 2016 Cumartesi

Bilim Nedir? Bilimsel Araştırma Yöntemleri Nelerdir?


Dünya üzerindeki oluşum ve olayların nasıl meydana geldiğini, canlı ve cansız varlıkların yapılarını, ilişki ve etkileşimi, deneye ve gözleme bağlı yöntemler ile elde edilen bilgiye “Bilim” denir. Diğer bir deyişle bilim, kendine özgü bir yöntemi olan tutarlı bilgilerin bütünüdür.

Matematik, fizik gibi belirli bilim dalıyla uğraşan ve bilim dalında uzmanlaşan insana ise, “Bilim adamı” adı verilir.

Bilim, teorik ve uygulama olarak iki ana bölüme ayrılır. Teorik kısım olguların birbirleri arasındaki ilişkileri ve farklılıkları inceleyip, kural ve yasa üretme üzerinedir. Uygulama kısmı ise bilimin, refah düzeyini arttırmak ve insan yaşamının daha basit hale getirmek üzerinedir.

Bilimsel yöntem açısından iki görüş bulunmaktadır. 


Tümdengelim Yöntemi

Doğruluğu kanıtlama ihtiyacı duyulmayacak önermelerden yola çıkarak yeni önermeler üretilir. Genel önermeler, bu yöntemde tüm bilim çevreleri  tarafından doğru kabul edilmiş olmalıdır.
(Tümdengelim yönteminde son önermenin doğru olması ilk önermenin kesin ve doğru olmasına bağlıdır.)

Örneğin: Tüm yıldızlar parlaktır, güneş de parlaktır, o zaman güneş bir yıldızdır.


Tümevarım Yöntemi

Araştırmalarla ulaşılan gözlem sonuçları bir araya getirilerek genel önermeler üretilir. Modern bilime göre gerçeğe ulaşmada, tümevarım yönteminin çok önemli bir yeri var olmakla beraber tek başına bu yöntem sonuç için yeterli değildir.
(Tümevarım yönteminde yapılan araştırmaların ve gözlemlerin kapsamlı olması çok önemlidir çünkü istisna durumların olma ihtimali her zaman vardır.)

Örneğin: Dünya yuvarlaktır, venüs yuvarlaktır, öyleyse  gezegenler yuvarlak olur.


Sonuç olarak bilimin gelişimi ne tek başına bir takım teorik görüşlerden, ne de sadece birbirine eklenen sürekli buluşlardan ibarettir. Teorik süreç de uygulama süreci de birbirini tamamlayıcı niteliktedir.

Devamını Oku »

1 Eylül 2016 Perşembe

Siber Saldırı Nedir? Nasıl Yapılır?

siber

İnternet ve bilgisayar alanında uzmanlaşmış hacker gruplarının polis, jandarma, banka, şahıs, firma, devlet vb. sitelere ya da bilgisayarlara zarar vermek amacıyla yaptıkları saldırılara Siber Saldırı denir. Bu saldırılar sonucunda bilgisayara veya sitelere trojenler, solucanlar sokarak ya da açıklar bulunarak bilgiler ele geçirilebilir. Veya var olan bilgiler silinebilir. Bazen ülkeler veya kişiler birbirleriyle siber savaş içine girebilir. Kısacası siber saldırılar güce göre değişmektedir. Sadece bilgileri silmek ya da ele geçirmekle kalmayıp bazen can yakan siber saldırılar yapılmaktadır.


Sosyal medya, cep telefonu, online oyunlar, web siteleri,  elektronik posta aracılığı ile bir kişi veya bir grup tarafından başka bir kişiyi küçük düşürücü yayınlar yapılarak kişilik haklarına saldırılması siber saldırıdır.

siber saldırı

Siber Saldırı ile Neler Yapılabilir?


Günümüzde artan internet kullanımı ile birlikte siber saldırı olayları da çoğalmaktadır. Siber savaş durumlarında; petrol ve doğalgaz hatlarında, nükleer tesislerde sorun çıkarılabilir. Hava kontrol ve radar sisteminde iletişim sorunları oluşturularak uçaklar havada çarpışabilir. 

Elektronik bankacılık sektörüne siber saldırı yapılırsa ATM’lerden ve bankalardan para çekilemez. Tren hatlarının ve trafik ışıklarının arızalanması çok büyük kazalara neden olabilir. Elektrik dağıtım şebekelerine yapılan olası bir siber saldırı sonucunda elektrikle çalışan hiçbir alet kullanılamaz.

Devamını Oku »

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Hidroelektrik Santrali (HES) Nedir?

hidroelektrik santrali hes
Hidroelektrik santrali (HES) suyun akış enerjisini elektrik enerjisine çeviren santrallere denir. Akarsu, nehir gibi akışın sürekli ve düzenli olduğu yerlerde suyun birikmesini sağlamak amacıyla suyun önüne set yapılır. Yükseklik nedeniyle büyük bir potansiyel enerji kazanmış olan su, setten aşağıya doğru akmasıyla aşağıda bulunan türbin milini çevirir ve bunun sonucu olarak suyun potansiyel enerjisi kinetik enerjiye dönüştürülmüş olur. Türbin milinin dönmesiyle kinetik enerji, elektrik enerjisine dönüşür ve jeneratör çalışır. Böylelikle kazanılan bu enerjiye hidroelektrik enerji adı verilir.

Dünyada enerjinin %25’i hidroelektrik santrallerden karşılanmaktadır ve dünya üzerinde 2000 tane ile en çok hidroelektrik santrali bulunduran ülke Amerika’dır. Amerika hidroelektrik santralleri ile elektrik enerjisinin yaklaşık olarak %50’sini karşılamaktadır.

Yenilebilir enerji kaynaklarının yaklaşık %70’ini hidroelektrik enerji karşılamaktadır. Ülkemizde 150’den fazla sayıda hidroelektrik santrali (HES) vardır ve ülkemizdeki elektrik ihtiyacının yaklaşık %30’u bu santrallerden karşılanmaktadır.



Hidroelektrik Santralinin (HES) Yararları

  • Hidroelektrik santralleri çevresel kirliliği en az olan santrallerdir.
  • Yapılan setler ile oluşan gölde çeşitli faaliyetler ve su sporları yapılabilir.
  • Hidroelektrik santraller ile çevredeki su ihtiyacı karşılanır ve sel gibi doğal afetler önlenir.
  • Santraller yapıldıktan sonra ekstra gider azdır.
  • Santralde yakıt kullanılmadığından dolayı hava kirliliği olmaz.

hidroelektrik santralleri hes

Hidroelektrik Santralinin (HES) Zararları

  • Hidroelektrik Santrali (HES) yapılırken oluşturulan göl sebebiyle civardaki yerleşkelerde yaşayan nüfusa yeni iskân gerekir.
  • Hidroelektrik santrallerin yapılışı fazla maliyetlidir.
  • Baraj yapılan alanın içinde bulunan yerlerde hayvan ve bitki türleri yok olabilir.
  • Hidroelektrik santralleri herhangi bir kaza sonucunda çevrede bulunanlara büyük zarar verir.


Her ne kadar kötü sonuçları olsa da Hidroelektrik Santrali (HES), yenilebilir enerji kaynağı olduğu için elektrik üretiminde büyük pay sahibidir. Hidroelektrik santrallerinin gün geçtikçe dünyada ve 
 ülkemizdeki sayısı giderek artmaktadır.

Devamını Oku »

30 Ağustos 2016 Salı

Paratoner (Yıldırımsavar) Nedir?


paratoner

Paratonerler diğer adıyla yıldırımsavarlar yıldırım düşme ihtimali bulunan ve can kaybına neden olacak bölgelere konularak düşen yıldırımları etkilerini ortadan kaldırmak için yapılmış aletlerdir. Paratonerler binaların çatıları gibi gökyüzüne yakın yerlere konulur. Paratonerler yıldırımlardaki elektrik yükünü toprağa aktarır.


Yıldırım, şimşek ve gök gürültüsünden ortaya çıkan, yeryüzü ile gökyüzü arasındaki elektrik yükünün boşalmasıdır. Yıldırımsavarlar sanayi tesislerini, yüksek binaları ve kuleleri yıldırımdan korurlar ve elektrik yükünü en basit ve zararsız yoldan toprağa aktarılmasını sağlarlar.


Paratonerin (Yıldırımsavar) Tarihi


Toprağa bağlı bir metal çubuktan ibaret olan ve yıldırımlara karşı koruma sağlayan paratonerin mucidi Benjamin Franklin’dir.

Benjamin Franklin (1706 – 1790) elektrik yüklerinin pozitif ve negatif yük olarak isimlendirilmesini sağlamıştır. Benjamin Franklin, uyguladığı deneyin sonucunda elektriğin belirli ortamlarda eksik veya fazla ölçülerde bulunabilen bir sıvı olduğunda karar kıldı. Her ikisinde de elektrik eksikliği veya fazlalığı olan cisimlerin birbirini ittiğini, birinde fazlalık diğerinde eksiklik olan cisimlerin ise birbirini çektiğini ileri sürdü. Fazlalığı olan cisimleri pozitif elektrik, eksikliği olan cisimleri ise negatif elektrik olarak adlandırdı.


Leiden şişesiyle ilgili çalışmaları da sürdüren Franklin, Leiden şişesinden boşalan elektriğin meydana getirdiği kıvılcımlar ile fırtınalı havalardaki gök gürültüsü ile şimşek arasında bir ilişkinin olması gerektiğini düşündü. Ve 1752 senesinde fırtınalı havada uçurduğu bir uçurtmaya bağladığı bir Leiden şişesinin elektrik yüklenmesini başardı. Franklin’in bu deneyden faydalar elde etme yönündeki girişimleri paratonerin (yıldırımsavar) keşfine giden yolu açtı.


Devamını Oku »

2 Haziran 2016 Perşembe

Toprak Kirliliği Nedir? Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?


toprak kirliliği


Toprak kirliliği zararlı ve atık maddelerin toprağa karıştırılarak toprağın dengesinin bozulmasına denir. 

Toprak; şehircilik, yapı, içme suyu, atıkların uzaklaştırılması konularıyla ilgilidir.

Toprağa verilen mineral gübreler, endüstri atıkları, nükleer enerji santrallerinden gelen sızıntılar, endüstriyel atıklar, zirai mücadele için kullanılan ilaçlar ve ısınma sonucunda havaya karışan gazlar nedeniyle meydana gelen asit yağmurları toprağın kirlenmesine sebep olmaktadır.

Toprak Kirliliğinin Nedenleri Nelerdir?


  • Plansız sanayileşme ve kentleşme,
  • Hızla artan dünya nüfusu,
  • Nükleer denemeler,
  • Kullanıldıktan sonra çevreye atılan piller,
  • Bilinçsizce kullanılan tarım ilaçları,
  • Endüstri atıkları,
  • Yapay gübreler,
  • Egzoz, Karbonmonoksit, Kükürtdioksit gazları,
  • Hava kirliliği nedeniyle oluşan asit yağmurları,
  • Evsel atıklar (içecek, konserve kutuları…),

 toprağın kirlenmesine sebep olmaktadır.

Toprak kirliliğinin nedenleri


Toprak Kіrlіlіğіnіn Sonuçları Nelerdir?


  • Toprağa karışan yabancı maddeler toprağın kirlenmesine dolayısıyla veriminin düşmesine neden olur.
  • Ağır mеtаllеrin toрraktakі konѕantraѕyonları artarak, bitkilerin gelişimi bozulmakta ve sonuç olarak toprağın verimi azalmaktadır.
  • Toprağın kirlenmesiyle hem o bölgede yetiştirilen bitkiler hem de o bitkilerle beslenen canlılar zarar görmektedir ve bu bitkiler ve canlılarla beslenen insanlar da kirli topraktan zarar görür.
  • Toprak kirliliğinin sonucu olarak alerjik rahatsızlıklar, pigment bozuklukları gibi hastalıklar görülebilir.



Toprak Kirliliğini Önleme Yolları


  • Verimli tarım alanlarına yeni yerleşim yerleri kurulmamalıdır.
  • Atıklar ayrı ayrı biriktirilmeli ve geri dönüşümde hammadde olarak kullanılmalıdır.
  • Ormanlar ve yeşil alanlar genişletilmeli ve korunmalıdır.
  • Bilinçsiz sulama ve gübreleme yapılmamalı ve kimyasal gübreler yerine organik gübreler (humus, hayvan dışkısı) kullanılmalıdır.
  • Yenilenebilir enerji kaynakları ile toprak kirliliği azaltılabilir.(Güneş enerjisi, Rüzgar enerjisi…)



Devamını Oku »

2 Eylül 2015 Çarşamba

Güneş Tutulması Nedir?

güneş tutulması

Güneş, Ay'dan 400 kat daha büyüktür, Güneş ile Ay arasındaki mesafe Ay ile Dünya arasındaki mesafenin 400 katı olduğu için biz Güneş ile Ay'ı aynı büyüklükte görmekteyiz.

Güneş tutulması Güneş ile Dünya arasına Ay'ın girmesiyle oluşmaktadır. Güneş tutulması olayının olabilmesi için Ay'ın Yeniay evresinde olması gerekmektedir. Aynı zamanda Dünya, Güneş ve Ay'ın aynı doğrultuda çakışmalıdır.


Ay'ın Dünya etrafındaki bir turu 1 ay sürmekte ve böylece Ay, Dünya etrafında yılda 12 kez dolanmaktadır. Eğer Ay'ın, Dünya etrafındaki yörünge düzlemi Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemiyle çakışık olsaydı yılda 12 kez güneş tutulması olurdu fakat bu düzlemler arasında 5 derece açı vardır. Bu nedenle her dolanımda Güneş, Ay ve Dünya aynı doğrultuda olamazlar ve her ay güneş tutulması olayı gerçekleşmez.

Güneş tutulması olayı yılda en az 2 kere, en fazla ise 5 kere görülebilmektedir.
güneş tutulması nedir
Tam güneş tutulması diğer güneş tutulmalarına göre daha önemlidir çünkü tam tutulmada Ay, Güneş'i tam kapatmakta ve bu anda yapılan gözlemlerle önemli bilgiler elde edilmektedir.

Güneş tutulması Dünya üzerinde her yerden görülemez. Çünkü Ay'ın çapı Dünya'nın çapı ile karşılaştırıldığında çok küçük olduğu için Dünya üzerine düşen gölgenin çapı birkaç yüz kilometreyi geçmez. Yani güneş tutulması olayını sadece bu bölgedekiler görebilir.

Devamını Oku »

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Erozyon Nedir? Nasıl Oluşur? Sonuçları Nelerdir?

erozyon
Erozyon bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu toprağın koruyucu tabakasını kaybetmesiyle su ve rüzgar gibi etmenlerle aşınması ve taşınması olayıdır. Erozyon olan bölgelerdeki ortak özellik bitki örtüsünün fakir olmasıdır. Erozyona neden olan en büyük etmenler rüzgar ve akarsudur.

Yeryüzü sürekli atmosferle etkileşim halinde olduğu için sürekli bir aşınma vardır. Bu dış kuvvetler sonucu meydana gelen aşınmaya doğal erozyon denmektedir. Doğal dengenin bozulmasıyla erozyon hızlanmaktadır ve buna da toprak erozyonu denmektedir.

Dünya üzerinde tarım alanlarının %70’i özelliklerini kaybetmiştir. Böylece dünya genelinin %30’u çölleşmiştir ve günümüzde çölleşme tehlikesi olan 110 ülke vardır.


Erozyon Nasıl Oluşur?


Bitki Örtüsünün Tahrip Edilmesi

Ormanların bilinçsizce yok edilmesi bitki örtüsünü tahrip etmektedir. Meralarda hayvanların aşırı otlatılması da erozyona neden olmaktadır.

Arazinin Engebeli Olması

Arazi yapısının çok engebeli veya çok eğimli olması yağmurun bitki örtüsünü kolayca tahrip etmesine neden olmaktadır.

İklimin Etkisi

Ülkemizin özellikle iç bölgeleri sağanak yağmur etkisi altında kalmakta ve yağmur bitki örtüsünün kolayca süpürülmesine neden olmaktadır.

erozyon nedir

Erozyon Nasıl Önlenir?


  • Toprağın bitki örtüsü korunmalı ve boş araziler ağaçlandırılmalıdır.
  • Etkili rüzgar altında kalan alanlara rüzgar kesici engeller yapılmalıdır.
  • Meralarda hayvanların aşırı otlatılması önlenmelidir. Ahır hayvancılığı yaygınlaştırılmalıdır.
  • Tarla açmak için ormanlar tahrip edilmemelidir.
  • Halk erozyonla mücadele hakkında bilgilendirilmelidir.

Erozyonun Sonuçları Nelerdir?


  • Meralar aşırı otlatıldığında erozyon olduğundan meralar azalmaktadır.
  • Toprağın verimi düşer ve verimli tarım alanları azalmaktadır.
  • Erozyonla birlikte barajlar alüvyonlarla dolacağından baraj ömrü azalmaktadır.
  • Toprağın kayması doğal afetlere neden olmaktadır.


Devamını Oku »

30 Ağustos 2015 Pazar

Hava Kirliliği Nedir? Nasıl Önlenebilir?

hava kirliliği

Hava kirliliği doğada yaşayan canlılara zarar verecek maddelerin havada katı, sıvı veya gaz halinde normalin üzerinde bir değerde birikmesine denir. Normal hava içerisinde %78 azot, %21 oksijen ve %1 oranında diğer gazlar ve su buharı bulunmaktadır. Havadaki bu bileşenlerin normali dışına çıkmasıyla hava, insan sağlığına ve ekolojik dengeye zararlı hale gelmekte ve hava kirliliğine neden olmaktadır.

İnsan nüfusunun hızla artması, çarpık kentleşmenin artması, verimi artırmak için kullanılan tarım ilaçları, deterjan gibi kimyasallar hava kirliliğine neden olmaktadır.


Fabrikalar yapılan üretimler sonrası bacalardan çevreye havayı kirletici gazlar salınmakta ve bu da hava kirliliğine neden olmaktadır. Ülkemizin kalkınması, işsizlik sorununun azalması için fabrikaların varlığı şarttır fakat bu noktada hem kalkınmamıza hem de havamızı korumaya önem vermeliyiz.

hava kirliliğinin etkileri

Hava Kirliliğinin Etkileri


  • Hava kirliliği solunum yolu hastalıklarının oluşmasına neden olmaktadır.
  • Özellikle duman alveollerle akciğere taşınarak olumsuz sonuçlar oluşturmaktadır.
  • Ozon ve kükürtdioksit ormanlara zarar vermektedir.
  • Arazilerin değişmesi sonucu karbondioksit miktarı artmakta ve bunun küresel ısınmaya neden olacağı öngörülmektedir.


Hava Kirliliği Nasıl Önlenebilir?


  • Fabrika gibi çeşitli sanayi tesislerinin bacalarına filtre takılmalıdır.
  • Sobalı evlerde kalorisi yüksek kömür kullanılmalı ve her yıl bacaların temizlenmesi gerekmektedir.
  • Evlerde doğalgaz kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
  • Doğalgaz ve kalorifer kazanlarının belli aralıklarla bakımının yapılması gerekmektedir.
  • Toplu taşıma araçları kullanılmalıdır.
  • Yeşil alanlar artırılmalıdır.


Devamını Oku »

25 Ağustos 2015 Salı

Türbülans Nedir? Türbülanstan Nasıl Korunulur?



Türbülans günümüzde hava yolu taşımacılığının artmasıyla insanların sıkça duyduğu veya birebir tanıklık ettiği bir durumdur. Türbülans kavramı sadece hava yolculuklarında değil bilimin çeşitli dallarında da kullanılmaktadır. Türbülansın kelime anlamı çalkantı demektir. Açık olarak türbülans; rüzgarın beklenenden fazla şiddette veya beklenilmeyen yönden gelerek şiddetli bir hava akımı oluşturmasıdır.

Türbülans çeşitlerinin en etkili olanı açık hava türbülansıdır. Açık hava türbülansı genellikle dağlık alanlar gibi havanın dikey olarak yükseldiği yerlerde görülmektedir. Açık hava türbülansında uçak sağa sola sarsılmaktadır fakat genelde kısa sürmektedir.

Türbülans anında şiddetli bir şekilde oluşan sarsıntı çoğu yolcuyu tedirgin etmektedir. Fakat pilotlar bu duruma girecekleri zamanı bildikleri için büyük sıkıntılar oluşmamaktadır.

Türbülanstan Nasıl Korunulur?


Her yıl ortalama 10 bin kişi türbülanstan dolayı yaralanmaktadır. En fazla bu duruma maruz kalan insanlar ise uçaklardaki kabin memurlarıdır. Türbülans anında kabin memurları dengelerini kaybederek, sağa-sola çarparak yaralanmaktadırlar.

Türbülanstan korunmanın yolu türbülans anında koltuğunuzda kemeriniz bağlı bir şekilde oturmak ve yolculuk sırasında gerekmedikçe koltuktan kalkmamaktır.

Türbülans Olayı Nedeniyle Uçak Düşer Mi?


Pilotlar uçuştan önce uçuş planlamalarında türbülans gibi risk barındıran rotalardan uçmazlar. Uçuş anında ise radarlarla yine hava hareketlerini kontrol ederler. Genelde yüksek türbülansa ve elektrik yüküne sahip bulutların içine girmezler ve etrafından dolaşırlar.

Türbülans ile şimdiye kadar düşen uçak kaydı bulunmamaktadır. Yani türbülans nedeniyle uçak düşmez.

Devamını Oku »

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Radyasyon Nedir? Zararları Nelerdir?

radyasyon

Radyasyon maddenin yapı taşı olan atomdaki kararsızlıktan meydana gelmektedir. Gündelik hayatta birçok insan farkında bile olmadan radyasyona maruz kalmaktadır. Bilindiği gibi atom, çekirdeğinde proton ve nötron, çekirdeğin yörüngesinde ise serbest halde elektron bulunduran maddenin en küçük birimidir. Herhangi bir maddenin atomu çekirdeğindeki nötron sayısı proton sayısından fazla ise ortaya kararsızlık çıkar.Atomdaki kararsızlığı ortadan kaldırmak için nötronlar proton sayısına eşit olana kadar parçalanır ve kararlı yapı elde edilir. Bu parçalanma esnasında ortaya gözle görülmeyen alfa, beta gibi ışınlar çıkar, bu ışınıma radyasyon denmektedir. Radyasyona neden olan maddelere ise radyoaktif madde denmektedir.


Radyasyonu 1896'da uranyum tuzlarının yaydığı ışınları fark eden Fransız fizikçi Henri Becquerel keşfetmiştir. Günümüzde sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle uranyum elementi kullanımı çoğalmakta ve radyasyonun etkileri giderek artmaktadır.

Radyo iletişimini sağlayan radyo dalgaları, güneş ışınları ve X ışınları gündelik hayatta sıkça maruz kaldığımız radyasyon çeşitleridir.

radyasyon nedir

Radyasyonun Zararları


  • Bazı radyasyon çeşitleri hücrenin DNA'sını parçalayabilecek güçtedir. DNA'nın parçalanmasıyla hücreler ölmekte ve doğal olarak kansere yol açmaktadır.
  • Radyasyon kanserin yanında DNA'yı değiştirerek mutasyona da neden olmaktadır.
  • Üreme hücrelerine etki ederek doğumlarda sakat çocuk riskini artırmaktadır.
  • Görme bozukluğu ve katarakt gibi sorunlara yol açabilmektedir.

Radyasyonun zararları çok fazladır, yapılan araştırmalar sonucu radyasyonun en büyük etki ettiği organ göz olduğu tespit edilmiştir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklarda etkisi fazla olmakta ve görme kaybına hatta ileride körlüğe neden olmaktadır. Radyasyonun neden olduğu çoğu rahatsızlık kalıcıdır. Bu nedenle uzmanlar etkilerini giderek artıran radyasyonun insan neslini tamamen yok olmayla yüzleştireceğini belirtmektedirler.

Devamını Oku »

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Gökkuşağı Nedir? Nasıl Oluşur?

gökkuşağı

Gökkuşağı güneş ışınlarının yağmurun yağdığı esnada damlacıkların üzerinden yansıması ve kırılması yoluyla ortaya çıkan bir atmosfer olayıdır. Gökkuşağı renkleri rengârenk olduğu için izlenilmesi güzel bir doğa olayıdır.

Gökkuşağının yapısını yağmur damlaları belirlemektedir. Yağmur damlaları küçük olursa ortaya çıkan gökkuşağının belirginliği az olmakta ve geniş bir yapıda olmaktadır. Eğer yağmur damlaları büyük olursa ortaya çıkan gökkuşağı daha belirgin ve kenarları net bir yapıda olmaktadır.

Gökkuşağı hiçbir mitolojik efsaneye bağlı olmayıp sadece meteorolojik olaylar sonucunda oluşmaktadır. Gökkuşağının nasıl oluştuğu artık ortaya çıkmıştır ve çeşitli efsanelerle alakalı olmadığı tespit edilmiştir.

Gökkuşağı Nasıl Oluşur?


Gökkuşağı oluşumu için birtakım koşullar gerekmektedir. Havanın yağmurlu, parçalı bulutlu ve güneşli olması gerekmektedir. Bu üç koşul sağlandıktan sonra güneş ışınları yağmur damlalarına çarparak kırılırlar ve ışığın kırılması ile havada yarım ay biçiminde bir gökkuşağı belirir.

Gökkuşağını görebilmek için bakan kişinin güneşe arkasını dönmesi gerekmektedir. Şelalelerde de gökkuşağı görülebilmektedir. Yüksekten akan sudan sıçrayan su damlacıkları güneş ışınlarını kırarak yansıtmakta ve gökkuşağı oluşturmaktadırlar.

gökkuşağı renkleri

Gökkuşağı Renkleri Nelerdir?


Gökkuşağı renkleri belirli bir sıraya göre dizilmektedirler. Yarım ay biçiminde olan gökkuşağı renkleri dışarıdan içeri doğru kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renkleridir. Gökkuşağı renklerinin sırası değişmez fakat bazı renkler gökkuşağının çeşidine göre eksik olabilir.

Gökkuşağının altından geçmek mümkün mü?


Bir inanışta gökkuşağının altından geçen kişinin kadınsa erkeğe, erkekse kadına dönüşeceği yer almaktadır. Gökkuşağını görebilmek için güneşe sırtımızı döndüğümüz için gökkuşağı her zaman karşımızda kalacaktır. Bu nedenle gökkuşağının altından geçmek mümkün değildir.

Devamını Oku »

21 Ağustos 2015 Cuma

Atmosfer Nedir? Görevleri ve Katmanları Nelerdir?


atmosfer

Atmosfer, yer çekimi sayesinde Dünya’yı saran ve çok sayıda gazın birleşmesiyle meydana gelen bir gaz tabakasıdır. Atmosferdeki gazların %78’i azot gazından, %21’i oksijen gazından oluşmaktadır. Oksijen gazındaki ufak bir azalmanın olmasıyla Dünyada ciddi solunum sıkıntısı yaşanacağı hatta yaşamın sonlanacağı düşünülmektedir. Geriye kalan %1’lik kısmı ise helyum, hidrojen, karbondioksit gibi çeşitli gazlar oluşturmaktadır. Oksijen ve azot gazı asal gazlardan olduğundan oranları hiçbir zaman değişmemekte, %1’lik kısımdaki gazların oranı ise değişebilmektedir.

Güneş sisteminde yaşam olan tek gezegenin Dünya olmasının nedeni çevresini kaplayan atmosfer tabakasıdır. Hayatın devamı için atmosfer tabakası en önemli unsurlardan biridir.


Atmosferin Görevleri


  • Güneş’ten Dünya’ya gelen zararlı ışınları tutar.
  • Güneş ışınlarını Dünya üzerine dağıtarak Güneş görmeyen yerlerin de aydınlanmasını sağlar.
  • Atmosfer uzaydan Dünya’ya gelen meteorları parçalar.
  • Dünya ile beraber dönerek sürtünme ile ortaya çıkabilecek yanmayı engeller.
  • Atmosfer Dünya üzerinde meteorolojik olayların görünmesini sağlar.

atmosfer nedir

Atmosferin Katmanları


Dünya’yı saran gazların bileşimleri ve yoğunlukları birbirinden farklı olduğu için katmanlara ayrılmaktadırlar. 5 katman bulunmaktadır.

1- Troposfer 


Troposfer Dünya’ya en yakın olan katmandır. İçinde bulundurduğu gazların yoğunluğu fazla olduğu için troposfer, yerçekiminin de etkisiyle Dünya’ya en yakın katmanı oluşturmaktadır. Bu katmanda Dünya’nın tüm meteorolojik olayları oluşmaktadır. Troposfer ekvator üzerinde yaklaşık olarak 18 km kalınlıktan oluşmakta ve içinde Dünya için gerekli gazlar bulundurmaktadır.

2- Stratosfer


Stratosfer, troposfer katmanının üstünde yer almaktadır. Bu katmanın en önemli özelliği hava tutucu olmasıdır ve bundan dolayı hava kirliliği Dünya’da kalıcı olmaktadır. Stratosferin kalınlığı yaklaşık olarak 55 km’dir. Yapılan ölçümlerle bu tabakadaki sıcaklığın -50 C olduğu tespit edilmiştir.

3- Mezosfer 


Mezosfer, stratosfer tabakasından sonra gelmektedir. Bu tabakanın kalınlığı yaklaşık olarak 85 km’dir. En önemli özelliği bu katmanda sürtünmenin yüksek olması ve küçük gök taşlarının sürtünmeyle buharlaşarak kaybolmasını sağlamaktır. Mezosfer kendi içinde iki kısma ayrılmaktadır.

Ozonosfer

Ozon gazları bu kısımda bulunmakta ve böylece güneşten gelen ultraviyole ışınlar bu tabakada tutulmaktadır. Ozonosfer Dünya için koruyucu bir tabakadır.

Kemosfer

Güneş’ten gelen zararlı ışınların bir miktarı da burada tutulmaktadır. Gazlar bu katmanda iyonlara ayrışmaktadır.


4- Termosfer


Termosfer, mezosfer katmanından itibaren yaklaşık 400 km kalınlıkta olan tabakadır. Termosfer atmosferin en kalın katmanlarından biridir. Yapılan ölçümlerde bu katmandaki sıcaklığın 1500 C civarında olduğu ölçülmüştür.

5- Ekzosfer


Ekzosfer Dünya’yı en dıştan çevreleyen atmosferin dış tabakasıdır. Kesin sınırı bilinmemekte ama ekzosfer katmanının sınırı atmosferin başlangıcından 10.000 km yükseklikte olduğu kabul edilmiştir. Bu katmanda yerçekimi çok düşük olduğu için yapay uydular bulunmaktadır. Ekzosfer katmanından sonra boşluğa geçiş olmaktadır.

Devamını Oku »

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Geri Dönüşüm Nedir? Avantajları Nelerdir?



Geri dönüşüm, kullanım dışı kalan ve tekrardan kullanıma uygun atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm metodları ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine geri kazandırılması işlemidir.

Geri dönüşümün amacı su, hava ve toprak kirliliğini önlemek, yeni hammadde tüketimini ve enerji israfını azaltmak, atık malzeme miktarını en az düzeye düşürmek olarak sıralanabilir.

Geri dönüşüm işlemiyle doğaya tekrardan kazandırılabilen malzemeler kağıt, metal, cam, elektronik ve tekstil ürünlerinin tümüdür.


Geri Dönüşüm Nasıl Yapılır?


Geri dönüşümde kullanılacak atıklar sokaklardan, çöplüklerden ve geri dönüşüm kutularından toplanarak toplama tesislerine getirilir. Burada atıklar ilk olarak cam, metal, plastik ve kağıt geri dönüşüm için ayrıştırılır. Sonra kağıtlar beyaz kağıt, gazete kağıdı vs. olarak ayrıştırılır ve diğer atıklar da bu şekilde ayrıştırılır. Atıklar gruplar halinde düzenlendikten sonra geri dönüşüm merkezlerine gönderilirler. Burada parçalama, öğütme gibi işlemlerden geçirilerek hammaddeye dönüştürülürler.


Geri Dönüşümün Faydaları


Atıklar, hammaddeye dönüştürüldüğünde ekonomiye büyük katkı sağlar.

Atık miktarı azalırken hammadde miktarı artar ve farklı yollardan hammadde üretilebildiği için hammadde fiyatları azalır.

Hayvan dışkıları gübre olarak kullanılarak ağaçların ve bitkilerin gelişimine fayda sağlarlar.

Geri dönüşüm işleminde atıkların toplanması ve işlenmesinde gerek duyulan personel ihtiyacı ile ülkedeki işsizlik sorununa katkı sağlanır.

Ülkemizde kaynak olarak az olan ve diğer ülkelerden ithal olarak elde edilen maddeler geri dönüşümle tekrar hammaddeye dönüştürülerek sınırlı kaynakların korunabilmesi sağlanır.

Geri Dönüşümün Avantajları


  • Bir ton kağıt atığın geri dönüşümüyle 17 ağacın kesilmesi önlenir.
  • Bir ton cam atığın geri dönüşümüyle 100 litre petrolden tasarruf sağlanır.
  • Bir ton lastik atığın geri dönüşümüyle %95 oranında enerjiden tasarruf elde edilir.

    Sahip olduğumuz kaynaklar doğru kullanılmazsa gelecekte kaynaklarımız yetersiz kalacaktır. Bu nedenle birçok ülke gelecekte enerji ve hammadde krizi yaşamamak için geri dönüşüm projelerine önem vermiş ve çeşitli geri dönüşüm projeleri geliştirmiştir.


    Sonuç olarak atıkların geri dönüşüm projeleriyle tekrardan ekonomiye kazandırılması çevre ve insan sağlığı açısından çok önemlidir. Ülkemizdeki atıkların yarısından fazlası geri dönüşüme uygundur. İlgili kuruluş ve yatırımcıların bu fırsatı iyi bir biçimde değerlendirmeleri gerekmekte ve geri dönüşüm projelerine gereken önemi vermeleri gerekmektedir.

    Devamını Oku »